20 Şubat 2013 Çarşamba

"Bunu yaşamak istemiyorum"

dürüst olalım, hırçın olduğum başına buyruk olduğum zamanlar oluyor. bunu erkek olmakla falan açıklamayacağım. kişilik meselesi biraz da. bu konuda senin yapman gereken şey gerekirse zor kullanmak geleceğimiz için gerekirse canımı yakmak. bunu anlıyorum mantıklı da geliyor. sonuçta sen şöyle bir ikilem sunmuyorsun: "bu olmazsa seni bırakırım" ya da "bu olmazsa ben yokum" demiyorsun, "baran bak bu olmazsa daha geç kavuşuruz" diyorsun ve "daha geç kavuşmak istemiyorum. seninle daha erken birlikte olmak istiyorum senden de aynı isteği aynı hevesi görmek istiyorum" diyorsun.

bütün bunları anlıyorum. seni o konuda hayal kırıklığına uğratmayacağımı da biliyorum. ama sen "daha ufacık bir sözü tutamazken nasıl büyük çaplı sözlerini tutsun ki" diye de mantık yürütebilirsin. bu da aynı düzlemde tutarlı. 

fakat bütün bu endişe ve korkuların bana engel olursa işte o zaman kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşür. benim bütün varsayımlarımda ayça'nın yanımda olmasına ihtiyacım var. ayça yanımda olmadan sözümü zaten tutamam. sen yanımda ol ki sözümü tutabileyim. hani diyorsun ya "güven ver ki güveneyim" bunun için de yanımda olmana ihtiyacım var.

gerçi biliyorum, yanımdasın. her zaman da yanımda olacaksın. ama cesaretimi kırma lütfen. düşüncelerini söyleme demiyorum, düşüncelerini söyle ama bir yandan da anlayışlı ol, cesaretimi kırma. senin her sözün beni derinden etkiliyor.

o "en ufak bir şey dahi olursa bana anlat" dediğin konuda da sadece senin gerilmeni istemiyorum çünkü gerilince üç gün aramıza mesafe giriyor. bunu yaşamak istemiyorum ayça.

şimdi de yaşamak istemiyorum. aramıza şu mesafe girmesin.

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Oscar Wilde | Söykü Dergisi

Oscar Wilde | Söykü Dergisi
oscar wilde ın hayatı film oluyor.

22 Mayıs 2012 Salı

Diyarbakır 3. kitap fuarı | Söykü Dergisi

Diyarbakır 3. kitap fuarı | Söykü Dergisi

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Beyni geliştiren 10 roman | Söykü Dergisi

Beyni geliştiren 10 roman | Söykü Dergisi
bazı kitaplar insanın hayal dünyasını gerçekten geliştiriyor.

11 Mayıs 2012 Cuma

Zaman Yolcusunun Karısı – Audrey Niffenegger | Söykü Dergisi

Zaman Yolcusunun Karısı – Audrey Niffenegger | Söykü Dergisi

10 Mayıs 2012 Perşembe

Yumuşak Makine ve Ölüm Pornosu Davaları | Söykü Dergisi

Yumuşak Makine ve Ölüm Pornosu Davaları | Söykü Dergisi

hala kitap sansürlemeye çalışan insanlar var. ne tuhaf...

8 Mayıs 2012 Salı

Aşık Olmak – Ayala Malach Pines | Söykü Dergisi

Aşık Olmak – Ayala Malach Pines | Söykü Dergisi

3 Mayıs 2012 Perşembe

Uludağ Sözlük Öykü Dergisi Söykü

Uludağ Sözlük Öykü Dergisi Söykü

Artık Söykü'de yazıyorum.

13 Ocak 2012 Cuma

Anlamsız - 8


   Bazı özel yeteneklerimi fark ettiğimde yaşım çok da büyük sayılmazdı. Ama ufak bir sorun vardı ki, herkesi benim gibi sandığım için her yerde tuhaf davranışlarım sürüyordu. Annem durumun farkına vardığında sevinç ile üzüntü arasında sıkışıp kalmıştı. Bu kadar özel bir çocuğa sahip olmak, ancak onu saklamak zorunda olmak... Ahh ne büyük bir çelişki. İnsanların bana cadı muamelesi yapmasından, beni kaçırmaya ve kullanmaya kalkmasından deli gibi korkuyordu. Korkudan ne yapacağını bilemiyordu. İlkokulda benden şüphe duyulmaya başlandıkça şehir değiştirdik. Bir kadın için tek başına böyle bir çocuk büyütmek zorunda kalmak çok zor olmalı. Neyse ki benim öyle bir sorunum olmayacak. Benim hiçbir zaman çocuğum olmayacak, olamayacak.

   10 yaşıma geldiğimde bir gün sadece oyuncaklarımla oynama süremin bittiğini ve yatma vaktinin geldiğini söylediği için anneme çok öfkelenmiştim. O gün uçabildiğimi de fark ettim. Annem şok olmuştu. Geri geri gitti önce. Yere yığıldı ve bağırmaya başladı.
-Kes şunu, kes artık...

   Bir daha mümkün olduğunca böyle şeyler yapmadım. Sabaha kadar ağlamıştı. Ve karşısında koca adam varmış gibi oturup her şeyi anlatmıştı bir bir. Babamdan hiç söz etmemişti o güne kadar. Ben de sormamıştım. Meğer yüzünü bile görmemiş zaten. Düşünürdüm bazen. Acaba benziyor muyduk? Yaşıyor mu hala? Ona sormak istediğim o kadar çok şey var ki aslında nasıl başlarım bilemiyorum bile. İstesem bugün kullanabilir miyim güçlerimi? Bir gün ben de konuşabilir miyim?

   Sessizce geçen yıllarda normal bir insandan çok daha hızlı büyüyordum. Ancak ortalama yirmili yaşlarda göstermeye başladığımda durdu büyümem. Yıllarca en ufak bir değişiklik olmadı sonra vücudumda, yüzümde. Büyük bir firmada temizlik işlerine bakıyordum artık. Böyle söyleyince kulağa daha hoş geliyor. Cleaning department manager. Bildiğin temizlikçi işte. Konuşamıyordum ki daha iyi bir işim olsun. Çalıştığım firma tekstil üstüneydi. Mühendis bir adam vardı. En fazla ona selam vermeyi seviyordum. Sanırım bana selam verirken içinden gelerek gülümseyen 3-4 kişiden biriydi. Yüzlerce çalışan arasında pek de bilinen biri değildim.

   İnsanların iyi olmakta kötü olmaktan daha çok zorlandığını çalışmaya başladığımda anladım. Topu topu 3-4 kişi yakın davranırken, o kadar çok art niyetli vardı ki aralarında güçlerimi yeniden keşfetmemi sağladılar. Fabrikada üretime pek girmiyordum. Üretim dışında ise kamera sistemi yaygın değildi zaten. İlk gelen 50 yaşlarında bir adamdı. Adını hatırlamıyorum. Zaten isim hafızam pek iyi sayılmaz.Önce şakalaşır gibi davranmak istedi. Sonra daha da yakın olmaya çalıştı. Niyetini fark ettiğim an gözüm döndü.Kendime geldiğimde çoktan ölmüştü. Şimdi gömmek için bir yer aramak gerekiyordu. Güçlerimi kaybettiğimi sanıyordum. Ancak hiçbir eksiklik yoktu. El çabukluğu ile sakladım cesedi önce. Gece yeniden gelip tamamen yok etmeliydim. Kameraların kör noktalarını planladım. "Yeniden eskisi gibi, masum ben olabilecek miyim" diye düşündüm.

   Aradan toplamda 6 yıl geçmişti ki, firmada 8 işçi çalışma saatleri dahilinde kaybolmuştu. Kimse benden şüphe duymuyordu ancak. Doğru dürüst konuşmayan, kendi halinde, çelimsiz bir kızdan kim şüphe duıyar ki? O gün ise yakalandığım gün olmuştu. Genç bir oğlan gelmişti yanıma bu sefer. Her defasında söylediği flört tarzı sözlerini duymuyor gibi yapıyordum yine. Bu sefer daha ileri gitmek istedi. Nasılsa konuşamayan bir kız kime neyi anlatabilirdi ki? Hepsi böyle düşünmüştü. Ben de istemezdim halbuki sonlarının aynı olmasını. Artık pratikleşmişti benim için durum. Tam işim bitmişti ki, arkamda muhasebe bölümündeki stajyeri gördüm. Gözleri fal taşı gibi açılmış beni izliyordu. Teni bembeyaz olmuştu. Yazık ki, kaçmaya kalkıştı. Durdurdum önce. Sadece 1 kişiye bile anlatırsa sonunun daha kötü olacağını fısıldadım kulağına. Sesimi ilk defa duyuyordu. Konuşabildiğime de şaşırdı. Bayılacak gibi oldu. Yemekhaneye götürdüm ben de. Birkaç kişi neyi olduğunu sordu. Tansiyonunun düştüğünü söyledi. Korkudan elleri titriyordu hala. O hafta hiç yaklaşmadı bana. Ancak vicdan azabı duyuyordum. Ertesi hafta yalnız yakaladım sonunda. Öyle korktu ki, ağlamaya başlayacaktı zavallı çocuk. Açıkladım sebebimi. Biraz kendimden bahsettim. Yeniden susmasını söyledim. Önce konuşmak istedi. Sonra baktım olmuyor, sonsuza dek sustu.

   Annem öldüğünde babamı tanıdım. O gün geldi yanıma. Burnumun bu kadar iri olmasının sebebi babammış meğer. Yüzünü inceledim saatlerce. Sonra çalışmam gerekmediğini, varlıklı olduğunu söyledi. Asla "Neden beni bırakıp gittin" triplerine girmedim. Umrumda değildi zaten. Artık koca bir köşkte hizmetime bakan insanlar vardı. Artık kendimle ilgilenebilecektim. Babam ise büyük hayal kırıklığı yaşamış gibiydi. Konuşamamam onu derinden etkilemişti. Sanırım cevap vermeyeceğimi bildiğinden o da benimle konuşmuyordu.

   Ahhh ben ister miydim böyle olmasını? İstemezdim elbete. Ama zamanla bir şey fark ettim ki, insanları kendimi savunmak için değil, keyif aldığım için öldürmeye başlamıştım. Önce hizmetkarlar yok oldu. Sonra da babam.

   Gözlerimi açtığımda yatağımdaydım. Ellerim buruş buruştu. Tüm gücümle kalkıp aynaya baktım. Bir gecede yaşlanmıştım. Kaç yaşındaydım acaba? 80 var mıdır? Çürüdüğümü hissettim. Dizlerim tutmadı. Yere düştüm. Gözlerim daha az görmeye başladı. Nefes alışım değişti. Seçme şansım olsaydı, yine bu kaderi seçer miydim acaba?

29 Kasım 2011 Salı

Sevgili Ben 2


Pişt 2 yaşına gelmişsin... Ne ara büyüdün lan?

Kime diyoruuum. Çıkar o kulaklığı. Zaten isyankar olacağın bu yaşından belli.

Yürümeyi çözmüşsün, ama o nasıl bir yürüyüş öyle be? Balerin değilsin sen kızım. Parmaklarını kırarsın öyle. Bir de zıplarken "doiiğng" diye ses çıkarmak zorunda değilsin.

Hayat sana güzel lan...

Bu arada şira himenin kız kardeşiymiş, sevgilisi değilmiş.

Pişt yeni aklıma geldi bak. Komşu çocuğunu kıskanıp, o tepsiyi kapıp koşma lan! Koşma! Dudağındaki yara izi ömür boyu geçmeyecek.

27 Kasım 2011 Pazar

Sevgili Ben 1


Sevgili 1 yaşındaki ben...

Bebeksin lan sen! Bebek... O üstün zekalı gibi tripler, hareketler nedir? Hayvan taklidiymiş... Git bi insan taklidi yap önce. Sonra gayet sıradan olduğun anlaşılınca hayal kırıklığı olacak. Şimdiden alıştır bence anne babayı. Arada sırada ağla. Tamam biliyorum, ağlamak saçma bir eylem. Üstelik büyüyünce bunu çok yaparsan kırışıklıkların erken oluşur. Ama şimdi ağla lan, büyüyünce ağlayacağına. Böylece arada naz yapmış olursun hem. Yoksa yüz üstü yatmayı sevmediğin için günlük 5 dakika, ciğerlerin gelişsin diye, o şekilde yatırıp ağlatacaklar seni zaten. Gerçi en iyi şiddet şekli budur sanırım. Faydalı bir şiddet.

Ayrıca o sakallı adama da söyle ya sakallarını kessin, ya da bıraksın seni sevmeyi. yüzün tahriş oldu be!

8 Kasım 2011 Salı

Aimee Mann - One

Akşama kadar sınırsızca dinlenebilecek bir şarkı.

One is the loneliest number
That you'll ever do
Two can be as bad as one
It's the loneliest number since the number one

No is the saddest experience
You'll ever know
Yes, it's the saddest experience
You'll ever know
Because one is the loneliest number
That'll you'll ever do
One is the loneliest number
That you'll ever know

It's just no good anymore
Since you went away
Now I spend my time
Just making rhymes
Of Yesterday

Because one is the loneliest number
That you'll ever do
One is the loneliest number
That you'll ever know

One is the loneliest number
One is the loneliest number
One is the loneliest number
That you'll ever do
One is the loneliest number
Much much worse than two
One is a number divided by two

6 Kasım 2011 Pazar

Can Bonomo - Şaşkın


nasıl güzel bir şarkısın sen böyle ya...
nasıl tatlı-sempatik bir insansın ayrıca sen sevgili can bonomo.

Nereye uçarım ben bilinmez
Beni vurdular beni vurdular
Düştüm dünyaya yeniden
Beni buldular beni buldular

Kimi sevdin sen yine söyleme
Sana sordular sana sordular
Aklın kaçmış yine yerinden
Yine ordalar yine

Ama sen durma böyle
Yine ağla da anlat kendini
Kaçma böyle
Senin aklını almışlar
Sana kalmam ben de
Bana yollar yollar bulmuşlar
Yan yan sen de
Yine de dert yine de zor olanı yapalım

Sen nerdeydin
Sana kim sordu hayatının aşkını
Sen kimleydin
Bana kim buldu senin gibi şaşkını

Sana gidiyor sana önümde
Yolu bilmeden izi bulmadan
Beni buldun mu sen içinde
Aman kaybetme sesi duymadan

Benim ol yine başka biçimde
Kendin olmadan ona varmadan
Sen bensin başka biçimde
Zor olanı al kolaya kaçma

Sen hiç sıkılma hem çalar hem söylerim
Yangından kaçma, bir parlar da sönerim
Sen hiç unutma rüyalarında senleyim
Cevap arama sorunun içindeyim

28 Ekim 2011 Cuma

Sam Brown - Stop


 all that i have is all that you've given me
did you never worry that i'd come to depend on you
i gave you all the love i had in me
now i find you've lied and i can't believe it's true

oh you'd better stop before you tear me all apart
you'd better stop before you go and break my heart
ooh you'd better stop

time after time i've tried to walk away
but it's not that easy when your soul is torn in two
so i just resign myself to it every day
now all i can do is to leave it up to you

oh you'd better stop before you tear me all apart
you'd better stop before you go and break my heart
ooh you'd better stop

stop if love me (you will remember)
now's the time to be sorry (that day forever)
i won't believe that you'd walk out on me

oh you'd better stop before you tear me all apart
you'd better stop before you go and break my heart
ooh you'd better stop 
 
Keşke her şarkı böyle yıllarca dinlenebilecek güzellikte ve özellikte olsa...

11 Ekim 2011 Salı

Sia - Soon we'll be found


Come along it is the break of day
Gel buraya günün molası artık
Surely now, you'll have some things to say
Kesin şimdi söyeleyecek birşeylerin olacak
It's not the time for telling tales on me
Bana masallar anlatmanın sırası değil

So come along, it wont be long
E hadi gel buraya uzun sürmeyecek
'Til we return happy
Biz mutlu olana kadar
Shut your eyes, there are no lies
Kapa gözlerini, yalanlar yok
In this world we call sleep
Bu dünyada uyuyabiliriz biz
Let's desert this day of hurt
Bu acı günü bırakıp gidelim
Tomorrow we'll be free
Yarın özgür olacağız

Let's not fight I'm tired can't we just sleep tonight
Kavga etmeyelim yoruldum bu gece uyuyamaz mıyız
Turn away it's just there's nothing left here to say
Vazgeç artık söylenecke birşey kalmadı ki
Turn around I know we're lost but soon we'll be found
Dön buraya biliyorum kayıbız ama yakında bulunacağız

Well it's been rough but we'll be just fine
Zor bu ama iyi olacağız
We'll work it out yeah we'll survive
Çalışacağız üstünde evet hayatta kalacağız
You musn't let a few bad times dictate
Birkaç kötü anın sana emretmesine izin vermemelisin

So come along, it wont be long
E hadi gel buraya uzun sürmeyecek
'Til we return happy
Biz mutlu olana kadar
Shut your eyes, there are no lies
Kapa gözlerini, yalanlar yok
In this world we call sleep
Bu dünyada uyuyabiliriz biz
Let's desert this day of hurt
Bu acı günü bırakıp gidelim
Tomorrow we'll be free
Yarın özgür olacağız

Let's not fight I'm tired can't we just sleep tonight
Kavga etmeyelim yoruldum bu gece uyuyamaz mıyız
Turn away it's just there's nothing left here to say
Vazgeç artık söylenecke birşey kalmadı ki
Turn around I know we're lost but soon we'll be found
Dön buraya biliyorum kayıbız ama yakında bulunacağız

9 Ekim 2011 Pazar

Yağmur


İzmir'de yağmur var...  Ankara'da yağdı, yağacak. Bu bulutlarda sadece damlalar mı yüklü, yoksa duygular da var mı yanında? Söylendiği gibi Balkanlardan mı geliyor? Ben mi yaratıyorum?

korkmuyorum artık senden gece
korkmuyorum hiç karanlık
üzerime gel istersen
sar beni ben kaçıp gitmem
korkmuyorum artık senden yalnızlık
korkmuyorum hiç korkmuyorum.
yüreğime vur vur istersen
kalmadı hiç kaçıp gitmem.

sokaklarda yanımda dolaşan yağmur
geceleri baş ucumda duran yağmur
avucumda ellerin yerine yağmur
vur yüzüme vur yüzüme
saçlarımda nefesin yerine yağmur
dudağımda dudağın yerine yağmur
gökyüzden çaresizliğimi yağmur
vur yüzüme hadi vur yüzüme

korkmuyorum artık senden gece
korkmuyorum hiç karanlık
üzerime gel istersen
sar beni ben kaçıp gitmem
korkmuyorum artık senden yalnızlık
korkmuyorum hiç korkmuyorum
yüreğime vur vur istersen
kalmadı hiç kaçıp gitmem

sokaklarda yanımda dolaşan yağmur
geceleri baş ucumda duran yağmur
avucumda ellerin yerine yağmur
vur yüzüme vur yüzüme
saçlarımda nefesin yerine yağmur
dudağımda dudağın yerine yağmur
gökyüzden çaresizliğimi yağmur
vur yüzüme hadi vur yüzüme

7 Ekim 2011 Cuma

Kestik...






İnsan arada mola vermek, sonra devam etmek istiyor ya hani. Devam sürecine ufak ufak geçiş yapıyorum şu anda. Kalp ritmim hızlanıyor... Arada saçmalıyorum. Ama mutluyum.

Yüzümdeki şu şapşal gülümseme geçmeyecek diye korkuyorum bir tek.

Sen ne güzel bir şeysin öyle... Kedi canını senin...

Şimdi film devam sürecinde.

4 Ekim 2011 Salı

Sen değil çocuğum o kepçe.



Sen kalk koskoca ikea, böyle saçma bir saniyelik bir hata yap.

Resmen şöyle olmuş;
-Kestik... Şimdi çocuğun eline bi kepçe verin.
+Kepçe nerede?
-Ya şu arkadakilerden alın. başka bir şey asın oraya. Kimse anlamaz nasıl olsa.

Bari etiketli bir ürün koysaydınız da anlamamız zor olsaydı.

Topuklu Ayakkabı





Son yıllarda iyiden iyiye gelişme gösteriyor bu sektör.
Böyle renk renk olanı mı dersin...

Hayatında hiç topuklu giymemiş olanlar için daha uygun olan platformlu, mantar topuklular mı...

Pek de şirinler özellikle. Hele ki reklamlarda izledikçe "Hepsi benim olmalııığğğğ" diye kendinden geçiyor insan.

Nasıl cıvıl cıvıl renklerdir onlar öyle.
Her kıyafete uygun bir tane alsam diye içinden geçirmeden edemiyor insan.



30 Eylül 2011 Cuma

Tanrı Hapşırdı






Hani "Tanrı insana ruh üfledi" diyorlar ya.

Bazılarını yaratırken hapşırmış olmalı diye düşünüyorum. 
Bu kadar da üretim hatası olunmaz ki...
 
Lune Nouvelle. Design by Exotic Mommie. Illustraion By DaPino